Hidayet Uygulamayı aç
Ana sayfaKur'an-ı Kerimİnsân Suresi

İnsân Suresi

31 ayet · Medine döneminde indi · adının anlamı "İnsan"

Ali Bulaç Diyanet İşleri Meali Elmalılı Hamdi Yazır Süleyman Ateş Yaşar Nuri Öztürk
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
1
هَلْ أَتَىٰ عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ حِينٌۭ مِّنَ ٱلدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْـًۭٔا مَّذْكُورًا
hel etâ `ale-l'insâni ḥînüm mine-ddehri lem yekün şey'em meẕkûrâ.
İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir? Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
2
إِنَّا خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن نُّطْفَةٍ أَمْشَاجٍۢ نَّبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَٰهُ سَمِيعًۢا بَصِيرًا
innâ ḫalaḳne-l'insâne min nuṭfetin emşâc. nebtelîhi fece`alnâhü semî`am beṣîrâ.
Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
3
إِنَّا هَدَيْنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًۭا وَإِمَّا كَفُورًا
innâ hedeynâhü-ssebîle immâ şâkirav veimmâ kefûrâ.
Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
4
إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ سَلَٰسِلَا۟ وَأَغْلَٰلًۭا وَسَعِيرًا
innâ a`tednâ lilkâfirîne selâsile veaglâlev vese`îrâ.
Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
5
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِن كَأْسٍۢ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا
inne-l'ebrâra yeşrabûne min ke'sin kâne mizâcühâ kâfûrâ.
Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
6
عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًۭا
`ayney yeşrabü bihâ `ibâdü-llâhi yüfeccirûnehâ tefcîrâ.
Bu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
7
يُوفُونَ بِٱلنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًۭا كَانَ شَرُّهُۥ مُسْتَطِيرًۭا
yûfûne binneẕri veyeḫâfûne yevmen kâne şerruhû müsteṭîrâ.
Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
8
وَيُطْعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسْكِينًۭا وَيَتِيمًۭا وَأَسِيرًا
veyuṭ`imûne-ṭṭa`âme `alâ ḥubbihî miskînev veyetîmev veesîrâ.
Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
9
إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمْ جَزَآءًۭ وَلَا شُكُورًا
innemâ nuṭ`imüküm livechi-llâhi lâ nürîdü minküm cezâev velâ şükûrâ.
"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
10
إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًۭا قَمْطَرِيرًۭا
innâ neḫâfü mir rabbinâ yevmen `abûsen ḳamṭarîrâ.
"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
11
فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمِ وَلَقَّىٰهُمْ نَضْرَةًۭ وَسُرُورًۭا
feveḳâhümü-llâhü şerra ẕâlike-lyevmi veleḳḳâhüm naḍratev vesürûrâ.
Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
12
وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُوا۟ جَنَّةًۭ وَحَرِيرًۭا
vecezâhüm bimâ ṣaberû cennetev veḥarîrâ.
Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
13
مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۖ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًۭا وَلَا زَمْهَرِيرًۭا
müttekiîne fîhâ `ale-l'erâik. lâ yeravne fîhâ şemsev velâ zemherîrâ.
Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
14
وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَٰلُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلًۭا
vedâniyeten `aleyhim żilâlühâ veẕüllilet ḳuṭûfühâ teẕlîlâ.
Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
15
وَيُطَافُ عَلَيْهِم بِـَٔانِيَةٍۢ مِّن فِضَّةٍۢ وَأَكْوَابٍۢ كَانَتْ قَوَارِيرَا۠
veyüṭâfü `aleyhim biâniyetim min fiḍḍativ veekvâbin kânet ḳavârîrâ.
Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
16
قَوَارِيرَا۟ مِن فِضَّةٍۢ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًۭا
ḳavârîrae min fiḍḍatin ḳadderûhâ taḳdîrâ.
Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
17
وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًۭا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلًا
veyüsḳavne fîhâ ke'sen kâne mizâcühâ zencebîlâ.
Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
18
عَيْنًۭا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلْسَبِيلًۭا
`aynen fîhâ tüsemmâ selsebîlâ.
O pınara "Selsebil" denir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
19
۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًۭا مَّنثُورًۭا
veyeṭûfü `aleyhim vildânüm müḫalledûn. iẕâ raeytehüm ḥasibtehüm lü'lüem menŝûrâ.
Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
20
وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًۭا وَمُلْكًۭا كَبِيرًا
veiẕâ raeyte ŝemme raeyte ne`îmev vemülken kebîrâ.
Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
21
عَٰلِيَهُمْ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضْرٌۭ وَإِسْتَبْرَقٌۭ ۖ وَحُلُّوٓا۟ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةٍۢ وَسَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًۭا طَهُورًا
`âliyehüm ŝiyâbü sündüsin ḫuḍruv veistebraḳ. veḥullû esâvira min fiḍḍah. veseḳâhüm rabbühüm şerâben ṭahûrâ.
Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
22
إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَآءًۭ وَكَانَ سَعْيُكُم مَّشْكُورًا
inne hâẕâ kâne leküm cezâev vekâne sa`yüküm meşkûrâ.
"İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
23
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ تَنزِيلًۭا
innâ naḥnü nezzelnâ `aleyke-lḳur'âne tenzîlâ.
Kuran'ı sana indiren şüphesiz Biziz. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
24
فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ ءَاثِمًا أَوْ كَفُورًۭا
faṣbir liḥukmi rabbike velâ tüṭi` minhüm âŝimen ev kefûrâ.
Rabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
25
وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةًۭ وَأَصِيلًۭا
veẕküri-sme rabbike bükratev veeṣîlâ.
Rabbinin adını sabah akşam an. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
26
وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَٱسْجُدْ لَهُۥ وَسَبِّحْهُ لَيْلًۭا طَوِيلًا
vemine-lleyli fescüd lehû vesebbiḥhü leylen ṭavîlâ.
Geceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
27
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ يُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَآءَهُمْ يَوْمًۭا ثَقِيلًۭا
inne hâülâi yüḥibbûne-l`âcilete veyeẕerûne verâehüm yevmen ŝeḳîlâ.
Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
28
نَّحْنُ خَلَقْنَٰهُمْ وَشَدَدْنَآ أَسْرَهُمْ ۖ وَإِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَآ أَمْثَٰلَهُمْ تَبْدِيلًا
naḥnü ḫalaḳnâhüm veşedednâ esrahüm. veiẕâ şi'nâ beddelnâ emŝâlehüm tebdîlâ.
Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
29
إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌۭ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًۭا
inne hâẕihî teẕkirah. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî sebîlâ.
Bu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
30
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًۭا
vemâ teşâûne illâ ey yeşâe-llâh. inne-llâhe kâne `alîmen ḥakîmâ.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
31
يُدْخِلُ مَن يَشَآءُ فِى رَحْمَتِهِۦ ۚ وَٱلظَّٰلِمِينَ أَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًۢا
yüdḫilü mey yeşâü fî raḥmetih. veżżâlimîne e`adde lehüm `aẕâben elîmâ.
Dilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır. Diyanet İşleri Meali · bu ayetin sayfası · dinle
← Kıyâme
Tüm sureler Mürselât →

Hidayet uygulaması — namaz vakti bildirimi, sesli Kur'an dinleme, kıble pusulası, tesbihmatik ve yapay zekâ destekli soru-cevap. Kurulum gerektirmez, tarayıcıdan açılır.

Ücretsiz kullan